Hasan Usta'nın Fırını
Ekmek, simit, pideSabah beşte ilk tepsi çıkar, altıda mahalle kuyruğa girer. Susamlı simit burada, kaşarlı pide cumartesi günü.
“Hasan'a ‘az pişmiş olsun’ de, anlar.”
Yeni taşındın ya da yolun düştü, fark etmez. Amcanın mahallesinde nerede ne var, kim ne zaman açık, kimin çayı güzel, hepsi burada. İsimler mahalleden, puanlar amcadan.
Haritadaki her numara aşağıdaki bir karta denk gelir. Yeşil iğne park, kırmızı iğne pazar yeri. Ölçek yok, amca adımla ölçtü.
Ana caddeden meydana beş dakika, meydandan Çınaraltı'na iki dakika. Dere boyunda akşam yürüyüşü yapılır, bisiklet sürülmez.
Sabah beşte ilk tepsi çıkar, altıda mahalle kuyruğa girer. Susamlı simit burada, kaşarlı pide cumartesi günü.
“Hasan'a ‘az pişmiş olsun’ de, anlar.”
Otuz yıllık makas. Sıra beklerken gazete okunur, maç konuşulur, çay kendiliğinden gelir.
“Tek yıldız eksik, çünkü hep ‘biraz daha kısaltalım’ diyor.”
Gece yarısı ekmek bitti mi? Nuri'de var. Pamuk da genelde kapının önünde uyur, rahatsız etme.
“Nuri borcunu defterde değil, kafasında tutar. Hiç şaşırmaz.”
Sabah emekliler, öğlen anneler, akşam gençler. Çınarın gölgesi hepsine yeter. Güvercinlere simit atılır, ekmek değil.
“Soldan ikinci bank amcanındır. Resmî değil ama herkes bilir.”
Sessiz, serin, ücretsiz. Cumartesi sabahları çocuklara masal okunur, amca da gizlice dinler.
“Bir yıldız eksik, çay içmek yasak.”
Mahallenin en kalabalık günü. Girişte köylü peyniri, ortada sebze, en sonda çiçekçi. Akşamüstü fiyatlar düşer.
“Domatesi nasıl seçeceğini bilmiyorsan, tavsiyelere bak.”
Kimse yazmadı, herkes biliyor. Yeni gelenler için amca not düştü.